HAK GAZETESİ


BOZULDU BAĞLAMANIN DÜZENİ

Tarih: 20-06-2017 14:49
1158 Okunma

Öyle sanıyoruz ki, bu sözü ilk defa söyleyen kişi, sadece bozulan sazının  ahengi, sesleri ve  telleri  için söylememiştir.  Bir anlık sazı için söylendiğini düşünsek bile; sazının tellerindeki düzensizlikleri, perdelerine basınca istenilen sesleri ve uyumlu düzenleri vermiyordur. Sazının seslerindeki düzensizlikler ve bozukluklar, sazı çalanı olumsuz etkiliyor, tüm heveslerini kırıyordur.

O nedenle, uyumlu bir ses düzeninin kurulması, ortak dengelerin sağlanması için bozulan bağlama ses düzeni ile ahenginin yeniden kurulması ya da tamir edilmesi gerekiyordur.

Öyle ya da böyle, bozulmuştur adamın sazının ve uyumlu sözlerinin düzenleri... Başka ne desin ki? Bozukluğunu, ancak en iyi ve bu kısa sözlerle anlatabilirdi diye düşünüyoruz: "BOZULDU BAĞLAMANIN DÜZENİ"

Bozulan bağlamanın düzeni, uzmanlarına götürülerek ya da uğraşılarak düzeltilmesi belki de mümkün olabilir. Düzeltilemezse, o saz, bir taraflara konulup, yerine ahengi ve sesleri düzgün yeni bir saz alınabilir.

Aslında geniş anlamları ve derinlikler olan bu sözü, toplum yaşamına uyarlayarak değerlendirmeye çalışırsak; en küçük toplum birimi sayılan aile düzenleri ile daha genişi, devletleri oluşturmuş toplumların düzenleri de bozulabiliyor. Gerek aile düzenlerinde ve gerekse toplumların düzen ve yapılarında da, gelişen zamanlar içerisinde uyumsuzluklar ve dengesizlikler görülebiliyor.

Bağlamaların düzenleri bozulmuşsa, bağlama sazının uyumlu ve uygun seslerini çıkarmayan yerleri; gövdesi, sapı, perdeleri, telleri değiştirilebilir. Yine de düzeltilemez ve istenilen ahenkli sesler alınamazsa, dedik ya, bozuk bağlama bir yanlara konulur, yeni bir bağlama ile beklenilen ve istenilen seslere, avazlara ulaşılabilir.

Fakat bozulan aile ve toplumların düzenlerinin tamiri ve yeniden kurulması, bu kadar çabuk ve basit  olabilir mi?  Öyle görüyor ve sanıyoruz ki, bozulan aile ve toplum düzenlerinin düzeltilmesi, yeniden kurulması, bu kadar basit ve kolay olamıyor. Aile düzeni içerisinde; kırılan kalplerin düzeltilmesi, uğranılan haksızların tamirleri ile düzeltilmelerinin kolay olamadığı gibi, yerinden oynamış toplumsal hareketliliklerde de, önceden yapılan bariz hataların, işlenen şuçların  ortalardan kaldırılmaları, o kadar kolay olmayacaktır. Hareketlenen ve de haksızlıklara uğrayan toplumlar, belirgin yaralar almadan ve geçmişin bazı acılarını çekmeden düzelmeleri, tarihsel gelenekleri boyunca da kolay atlatılamamıştır.

Hele bir de, toplumunun düzenlerini bozanlar; kendilerini korumak, kollamak, kurtarmak için sanki masumlarmış gibi, mevcut olumsuz olayları bir kenarlarda tutmaya, ortalıkları da sürekli karıştırmaya çalışıyorsa, beklenilen toplumsal düzelmelerin, bozulan bağlamanın yerine yeni bir saz alınırcasına  düzeltileceğini sanmıyoruz.

Bu alanlarda; keyfilikler artmışsa, çoğu şeyleri de, yapılan hataların üzerlerini örtmeye yönelik geliştiriliyorsa, oralarda, kalıcı toplumsal yaraların alınması kaçınılmaz olacaktır. Hele bir de, o toplumların tepelerindeki yöneticileri bunları yapıyor, düştükleri olumsuzluklardan kurtulmaları için basit önlemlere ve sığlıklara yöneliyorlarsa, o toplumların düştükleri ya da düşürüldükleri hatalardan kurtulmaları, elbette ki  çok zor olacaktır.

Bu türden toplum ve ailelerin olumsuzluklarından kurtulma çabalarına, dışarılardan olumlu ve olumsuz müdahalelerin yapılıyor olması da, çok görülen ve bilinen gerçeklerimizdendir. Bunların; tarihlerden gelen örnekleri olduğu gibi, yaşadığımız zaman ve ortamlar içerisinde, Ortadoğu savaşları ve iç çatışmalarına, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bulaşan yönetimlerini de görebiliyoruz.

Anadolu'muzun doğu ve güney bölgelerinde yıllardır yaşanan  ve de görülegelen iç çatışmaları  hala sonlandırılamamıştır. Güney sınırlarımızda, yeni güvenlik tehlikeleri oluşmuş ve artar olmuştur.

Olağanüstü hal yönetimlerinin sürelerinin de, ne  zaman sona ereceği belirsizliğini sürdürüyor. Anayasa değişikleri ile mevcut alışılagelmiş yönetimlerimiz, oligarşik ve tekli merkezlere yöneltilmiştir. Muhalefetlikler bir yana, bazı karşı duruşlar, ortam ve zamanlar içerisinde belirsizleştirilmiş, bazı sıkışık durumlarda, açık ve gizli desteklere dönüşmüştür. En sonunda, yerinde ve zamanında kavrama yeterliliklerini göstermeyen ya da bu konularda fazlaca başarılı olamayan anamuhalafet ise, bu günler,  Ankara-İstanbul arasında yollara düşmüştür.

Bir anlamda, toplumsal ahenk ve ses düzenlerimizin bozulmuşluğunu mu yaşıyoruz?

Bağlamamız bozulursa düzeltebiliriz ama, toplumsal düzenlerdeki bozulmaların, kolayca tamir edilebileceğini sanmıyoruz.

YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç