HAK GAZETESİ


Gözlemlediğim Bir Konu

Tarih: 29-06-2018 08:43
274 Okunma

Gözlemlediğim bir şey var, kimde; eğitimli-eğitimsiz, meslekli-mesleksiz; toplumun bir çok kesiminde… Nedir biliyor musunuz: avucunuzun içine bir kutu alın ve bunun içinde fil var deyin! Biraz mübalağalı olsa da  insanımız hemen inanıyor.  Hayır, böyle birşey olamaz, kabul edilemez diyemiyor ve/veya cesaret edemiyor, sorgulamıyor.

Geçtiğimiz gün, Hak Gazetesi imtiyaz sahibi Mustafa Boncukcu ile ofisinde buluştuk. Mustafa bey, çok nazik, nezaketli bir insan; aynı zamanda zeki ve tutarlı fikirleri var. Yayımladığı internet gazetesinin ilgi gördüğünü ancak , halkımızın çok okumadığını söyledi. Biz insanımızı haber/kültür ve yaşadığı çevreyle ilgili bilinçlendirmek istiyoruz, çoğu zaman tepki alıyoruz dedi. Daha sonra şöyle devam etti; “Millet olarak sahip olduğumuz değerler bize hep birilerince kazandırılmış, tabandan halkın talep ve refleksleriyle kazanılmamış. Okuyup bilinçlenerek ortak ideal ve bir sinerji oluşturulamamış. Durum böyle olunca, halkımızın/insanımızın medeni unsurlara yönelik bilinci gelişmemiş. Örnek olarak kitap ve gazete okumayı/okumamayı verebiliriz. Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş uygar ülkelerde dördüncü demokratik güç basın/medya işlevsel bir konumda bulunurken, ülkemizde siyasetin propaganda aracına dönüştüğünü görüyoruz. Uygar ülkelerde gazeteleri/medyayı okurlar finanse ederken bizde parasını veren düdüğünü çaldırıyor. Zaten Avrupa ve Amerika gibi uygar ve gelişmiş ülkelerde gazete/medyanın toplumun haber ve bilgi alma ihtiyacından doğduğu görülürken, zamanın kolay bilgi ve haber  yayma aracı olan matbaanın Avrupa’da keşfinden 300 yıl sonra geldiği Osmanlılarda gazetecilik toplumun bilgi açlığından değil, idarecilerin toplumu uyutma veya halkı istedikleri gibi bir düzene sokma ihtiyacından kaynaklandığını  göz önüne aldığımızda, zamanımıza kadar gelen süreçte toplum-gazete ilişkisi kendiliğinden ortaya çıkıyor. Fakat bizde bilgi ve haber kavramı yerine dedikodu müessesesi daha gelişmiş ve daha yaygın kullanılıyor. Bugün gelişmiş uygar batı veya gelişmiş uygar doğu toplumları ile ülkemizdeki okur oranlarını kıyasladığımız zaman, gelişme ile okuma arasındaki doğru orantıyı keşfetmek, Amerika’yı ikinci defa keşfetmek gibidir.

Ayrıca toplum olarak başkaları tarafından bize kazandırılan uygar değerler arasında demokrasi ve insan haklarını da sayabiliriz. Büyük insan Mustafa Kemal Atatürk’ün adeta Türk milletinin kucağına bıraktığı bu değerlerin şimdi kıymetini bilmediğimiz gibi onları hoyratça harcıyoruz. Özgürlük ve insan hakları, insan sağlığına benzerler. İnsanlar sağlıklı olduklarında kendi sağlıklarının kıymetlerini bilemez ve bozulup bozulmamasına dikkat etmeden vücutlarını hoyratça kullanırlar. Ne var ki sağlıkları bozulur, imkan kabiliyetleri azalır, ancak o zaman kaybettikleri sağlığın çok büyük bir değer olduğunun farkına varırlar, ama bu bilinç ayılması onların eski sağlıklarına kavuşmalarına bir etki yapmadığı gibi keşkelerinin kulaklarında çınlamalarını artırırken yeni psikolojik sorunları da beraberinde getirir. Ve demokrasi de böyledir işte: Uygar ve gelişmiş ülkelerde vatandaşlar, kendilerine sağlanan hak ve özgürlükler konusunda çok hassas ve bilinçlidirler. Çünkü onlar o değerleri edinmek için diyetlerini ödemişlerdir. Ne yazık ki bizler bu konuda çok bonkörüz! Nedeni, her halükarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk milletinin kucağına verilen dünyanın en güzel ve en değerli bebeğinin kıymetini bilemediğimizdir! O bebeği maalesef büyütemedik, geliştiremedik ve yaşatamadık gibi görülüyor…”

YORUMLAR
1 Yorum

Mustafa Korkmaz - 29-06-2018 13:41

" “İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.” GOETHE. Bizlerdeki dengesiz hırslar böyle olsa gerek. Ayrıca, bu yazınız bize yerel şiir yazarı birisinin; " Bizde olmaz hurmaların iyisi," ile başlayan şiirini hatırlattı. "VERMEZSE MABUT, NEYLESİN MAHMUT"



YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç